TR Dizin Tarama Sonuçları
Sırala :
Tümünü seç
1. Karaman il merkezinde yaşayan yaşlıların bağımlılık düzeyleri, demografik ve medikal özelliklerinin incelenmesi
Yıl: 2008 Cilt: 11 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 33 - 39
Veri Tabanı: Sosyal

Çalışma Karaman’da yaşayan 65 yaş ve üzeri yaşlıların günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeylerini ve bağımlılığı etkileyen risk etmenlerini saptamak amacıyla yapıldı.Bu tanımlayıcı araştırma 2003 yılı Nisan ayında Karaman 3 Nolu Sağlık Ocağı bölgesinde gerçekleştirildi. Yaşlıların bağımlılık düzeylerini saptamak amacıyla Katz Bağımlılık Ölçeği ve araştırıcılar tarafından geliştirilen sosyo-demografik bilgi formu kullanıldı. Anket ve ölçek tek tek ev ziyareti yapılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle uygulandı.Araştırma kapsamına alınan yaşlıların yaş ortalaması 70.46±5.51 (65-95) idi.Ulaşılabilen 277 yaşlının 52’sinde (%18.8) bağımlılık tespit edildi. Bağımlılıkta ilk sıraları banyo yapma, giyinme ve idrar kontrolü almaktaydı. Kadınların idrar kontrolünde bağımlılığı erkeklere göre daha yüksek orandaydı. Temel günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık için risk etmenleri 75 yaş ve üzerinde bulunma, kronik hastalık varlığı ve öğrenim görmeme olarak tespit edildi.Sonuç olarak, yaşlı sağlığı hizmetlerinin planlama ve yürütümünün yaşlıların beşte birinin bağımlı olduğu gerçeğinin ve bağımlılığın risk etmenlerinin dikkate alınarak yapılmasının uygun olacağı kanaatine varıldı.

2. Toplum içinde yaşayan ve bakımevinde kalan yaşlılarda polifarması
Yıl: 2006 Cilt: 9 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 117 - 121
Veri Tabanı: Fen

Giriş ve Amaç: Polifarmasi yaşlılık döneminde sık karşılaşılan bir sorundur. Bu çalışmada, bakımevinde kalan ve toplum içinde yaşayan yaşlılarda polifarmasinin incelenmesi, karşılaştırılması ve bu duruma etki eden faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem ve Gereç: Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Umurlu Aile Hekimliği polikliniğine kayıtlı 58 ve T.C. Emekli Sandığı İzmir Narlıdere Geriatrik Bakım Merkezi'ndeki kalan 69 yaşlı olmak üzere toplam 127 yaşlı çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm yaşlılara, yüz yüze görüşerek ve/veya hasta kayıtlarından elde edilen bilgilerden yararlanarak, demografi, tıbbi öykü, Katz günlük yaşam aktivitesi (ADL) ve Lawton instrumental yaşam aktivitesi (IADL) ölçeklerini içeren bir anket formu uygulandı. Bulgular: Tüm grubun yaş ortalaması 77.2 ± 7.9 idi. Yirmi sekiz yaşlı günlük yaşam aktivitelerinde tam bağımlı idi ve bu yaşlıların tümü bakımevinde kalan yaşlılardı. Ortalama ilaç kullanımı 4.5 ± 2.8 idi. Bakımevinde kalan yaşlılar günlük yaşam aktivitelerinde daha bağımlıydılar (p<0.01). Kullanılan ilaç sayısı günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık ile doğrudan ilişkiliydi (p=0.02). Polifarmasi bakımevinde yaşayan yaşlılarda daha sıktı (p<0.01). Sonuç: Polifarmasi bakımevinde yaşayan yaşlılarda toplum içinde yaşayanlara oranla daha sıktır ve günlük yaşam aktivitelerinde bozulma ile ilişkilidir. Birinci basamakta ve yaşlı bakımevlerinde görev yapan hekimlerin yaşlıda polifarmasiyi önleme konusunda etkin bir rol üstlenmeleri gerekmektedir.

3. Yaşlıları Huzurevi Yaşamını Seçmeye Zorlayan Nedenlerin Belirlenmesi
Yıl: 2017 Cilt: 3 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 73 - 82
Veri Tabanı: Fen , Sosyal

Amaç: Bu çalışma, huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin huzurevine gelerek, buradaki yaşamı seçmelerine neden olan etkenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Bu çalışmada, İstanbul ilindeki yedi huzurevinde kalan 65 yaş ve üzeri yaşlıların, huzurevi yaşamını seçmeye zorlayan nedenlerin belirlenmesi araştırılmıştır. Tanımlayıcı bir çalışma olup, huzurevlerinde kalan 4234 yaşlıdan Basit Rastgele Örnekleme yöntemiyle 360 yaşlı seçilmiştir. Oluşturulan anket formuyla yaşlılarla yüz yüze görüşme yöntemi ile veri toplanmıştır. Yaşlıların sosyodemografik özellikleri, huzurevine gelmeden önce yaşadığı ev ortamı, sağlığı ve huzurevine gelme nedenleri araştırılmıştır. Bulgular: Örneklem 360 yaşlıdan oluşmuştur. Araştırmaya katılan yaşlıların %55'ini (n=198) 65-80 yaş grubu, %45'ini (n=162) ise 80 ve üstü yaş grubu yaşlılar oluştururken, %60.3'ünü (n=217) kadınlar oluşturmuştur. Yaşlılar huzurevine gelmeden önce % 38.1'i (n=137) yalnız, %18.3'ü (n=66) evli çocuklarıyla birlikte, %2.2'si (n=8) ise bekar çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını belirtmişlerdir. Yaşlıları huzurevi yaşamını seçmeye zorlayan nedenlerin %25.3'ünü (n=91) kendi istekleri, %23'ünü (n=83) çocuklarının bakmaması, %16.4'nü (n=59) ise yalnızlık oluşturmuştur. 360 yaşlıdan %6.4 (n=23)'ünün herhangi bir fiziksel istismara maruz kaldığı belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak, yaşlıların huzurevine gelmeden önce ihmal ve istismar türlerinden biriyle karşılaştıkları, aileleri tarafından bakılmak istenmedikleri ve huzurevi yaşamını seçmeye zorunlu kaldıkları düşünülmüştür.

4. Zonguldak ili huzurevinde ve huzurevi dışında yaşayan yaşlıların sağlık algılaması
Yıl: 2006 Cilt: 2 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 27 - 39
Veri Tabanı: Sosyal

AMAÇ: Doğumla başlayan yaşam, bebeklik, çocukluk, ergenlik, genç yetişkinlik, yetişkinlik ve yaşlılıkla devam eder. İnsan sağlığı kişinin bireysel yapısı ve çevresi arasındaki etkileşim ürünüdür. Yapılan tüm toplum sağlığı araştırmalarında ve epidemiyolojik değerlendirmelerde yaş en önemli değişkenlerden biridir. Dünya Sağlık Günü çalışmalarında, doğumda yaşam beklentisindeki artışta, yaşama yılların eklenmesinden daha önemlisinin yıllara yaşam katmak olduğu görüşünden hareketle sağlık ve sosyal hizmetlerin esas ilgisinin yaşam kalitesi olması gerektiği, kısaca yaşam kalitesinin yaşanan süreden daha önemli olduğu vurgulanmaktadır. Türkiye'de yaşlı nüfusun diğer ülkelerin ortalamalarının altında olmasına rağmen, gelecekte yaşlı nüfusunun artacağı kesindir. Bu nedenle, yaşlıların yaşam kalitesinin arttırılmasına yönelik önlemler alınmalıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma Zonguldak İli'nde, huzurevinde ve huzurevi dışında yaşayan yaşlıların sağlık algılamalarını değerlendirmek ve karşılaştırmak amacıyla planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubunu, araştırmaya katılmayı kabul eden %50.0'ı (n=76) huzurevinde ve diğer yarısı toplum içinde yaşayan toplam 152 kişi oluşturmaktadır. BULGULAR: Huzurevindeki yaşlıların %84.2'si (n=64) 60-89 yaş grubu, %43.4'ü kadın (n=33), %64.5'i (n=49) eşini kaybetmiş, %35.5'i (n=27) okur yazar değil, %9.2'si (n=7) hiçbir gelire sahip değil, %30.3'ü (n=23) sosyal güvenceden yoksun ve %26.3'ü (n=20) ise çocuk sahibi değildir. İki grup arasında sosyal güvence durumu (p=0.001) ve çocuk sahibi olma durumu (p=0.001) açısından anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmada yer alan huzurevindeki yaşlıların %73.7'sinin (n=56) düzenli kullandığı bir ilacı ve %80.2'sinin (n=61) kronik bir hastalığı olduğu belirlenmiştir. İki grup Fiziksel Sağlık Durumu (FSD) (p=0.198) ve Mental Sağlık Durumu (MSD) (p=0.746) puan ortalamaları yönünden karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Huzurevindeki yaşlıların FSD puan ortalamaları arasında cinsiyet grupları (p=0.016), eğitim durumları (p=0.005) ve aylık gelir durumları (p=0.040) açısından, MSD puan ortalamaları arasında da cinsiyet grupları (p=0.0U) ve aylık gelir durumları (p=0.015) açısından fark bulunmuştur. SONUÇ VE ÖNERİLER: Son zamanlardaki yaşlı sorunlarına çözüm çalışmalarına bakıldığında genellikle geliştirilmiş hizmet modelleri kurumlarda ve evde bakım şeklindedir. Ancak kurumlardaki bakımın maliyeti diğer kurum hizmetlerinde olduğu gibi yüksek olması ve yaşlıyı toplumsal yaşamdan soyutlaması nedeniyle mümkün olduğunca yaşlının evinde, kendi yakın çevresinde kalabilmesini sağlayacak destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir.

5. Türkiye'de yaşlı nüfusun yalnızlık ve yoksulluk durumları ve sosyal hizmet uygulamaları açısından bazı çıkarımlar
Yıl: 2009 Cilt: 20 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 67 - 83
Veri Tabanı: Sosyal

Tıp teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de ortalama insan ömrünün uzaması, yaşlılığa ilişkin konuları gündemin başköşesine taşımaktadır. Yaşlılıkta gelir azalması başta olmak üzere bakıma muhtaçlık, sağlık sorunları, yalnızlık, kimsesizlik, ilgisizlik ve kaderine terk edilmişlik, ekonomik ve sosyal kaynaklara ulaşmada zorluk, toplumsal ayrımcılık ve yaşlı bireylere karşı işlenen suçlar,plansız büyüyen ve kalabalıklaşan kentlerde yaşamanın getirdiği zorluklar, göç ve entegrasyon ile teknolojide her geçen gün meydana gelen hızlı değişimlerin yaşlı bireyin gündelik yaşamına getirdiği zorluklar, yaşlılara ilişkin sosyal politikalardaki eksiklikler ile yaşlı istismarı, barınma sorunu, beslenme sorunu, sanayi toplumlarında yaşlı nüfusun statü kaybına bağlı olarak yaşadığı başlıca psiko-sosyal ve ekonomik sorun alanlarını teşkil etmektedir. Bu bağlamda Türkiye’deki yaşlı nüfusun en temel sorunu olarak nitelendirilen yalnızlık ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik sosyal hizmet odaklı uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Yaşlı refahının korunması ve geliştirilmesi, yaşam kalitesi anlayışını sağlamaya yönelik düzenlemelere gidilmesi, yaşlı bireylerin sosyal çevre ile bütünleşmeleri ve yaşam standardını korumaya yönelik gelir güvencelerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.

6. Huzurevinde yaşayan bir grup yaşlıda düşme ile ilişkili faktörler: Demografik özellikler, sağlık sorunları ve kullanılan ilaçlar
Yıl: 2007 Cilt: 17 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 95 - 108
Veri Tabanı: Fen

Bu araştırma, huzurevinde yaşayan yaşlılarda düşme sıklığını belirlemek, demografik özellikler, sağlık sorunları ve kullanılan ilaçların düşme ile ilişkisini incelemek amacıyla planlanmış tanımlayıcı-kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırma İstanbul'da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı 5 huzurevinde yaşayan 182 yaşlı birey ile yapılmıştır. Veriler, anket formu, Standardize Mini-Mental Test ve Barthel İndeksi ile toplanmış ve analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare ve lojistik regresyon testleri kullanılmıştır. Yaş ortalaması 76.35 ±8.18 olan yaşlılarda bir yıllık düşme sıklığı % 33 bulunmuştur. Düşmenin % 53.3'ü bina içinde, % 4O'ı bina dışında, %52.9'u düz bir zeminde, % 22.2 'si merdiven inip çıkarken, % 64.2'siyürüme sırasında gerçekleşmiştir. Sağlıksorunu olanların oranı % 62 olup, % 24.2'si ilaç kullanmaktadır. Sosyal güvencesi olmayan, kardiyovasküler hastalığı, artriti ve uyku sorunu olan, ilaç kullanan ve fonksiyonel yönden bağımlı olanlarda düşme sıklığı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bulgular huzurevindeki yaşlılarda düşme prevalansının yüksek, sosyal güvencesiz ve fonksiyonel yönden bağımlı olanların düşme yönünden riskli olduğunu göstermektedir.

7. Vision and Hearing Health in the Elderly
Yıl: 2016 Cilt: 26 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 64 - 73
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Bu çalışmanın amacı; 65 yaş üzeri bireylere, koruyucu sağlık hizmetlerinin bir parçası olan görme ve işitme sağlık taramalarını yaparak sağlık durumlarını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, çoğunlukla yaşlı nüfusun ikamet ettiği bilinen Kırşehir Belediyesi Bağbaşı Mahallesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini olasılıksız örnekleme yöntemlerinden kartopu yöntemi ile seçilen 234 yaşlı birey oluşturmuştur: Veri toplama araçları olarak araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak hazırlanan 28 sorudan oluşan anket ve 13 sorudan oluşanfizik muayene formu kullanılmıştır: Fizikmuayenede; Rinne ve Weber Testi yapabilmek için 512 hz diyapozon, uzak görme muayenesinde Snellen Tablosu, okuma mesafesini ayarlayabilmek için mezura, yakın görme muayenesinde Jaeger eşeli, renk körlüğünü durumunun değerlendirilmesinde Ishiara'nın psödo izokromatik levhaları, pupillaların değerlendirilmesinde ışık kaleminden yararlanılmıştır: Veriler Şubat-Haziran 2012 tarihleri arasında ev ziyaretleri ile toplanmış ve her bir görüşme ve muayene yaklaşık bir saat sürmüştür: Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin "görme ve işitme sağlığı tarama sonuçları araştırmanın bağımlı değişkenini oluştururken, tanıtıcı özellikleri (yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum vb.) ve hastalığa ilişkin özellikleri araştırmanın bağımsız değişkenlerini oluşturmuştur. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin%53.8'i kadın, yaş ortalamaları 69i6.28'dir. Yaşlı bireylerin göz ve kulağa yönelikyönelikfizik muayene bulguları incelendiğinde; %83.8'i 6m.'lik uzaklıktan snellen tablosundaki tüm sıraları okuyabildiği, %36.8 'inde ambliyopi olduğu, 96.2'si Jaeger eşelinin J1 puntalarrni okuyabildiği, %96.2'sinin pupillalarının izokorik olduğu, %98.7'sinin her iki gözde ışık refleks arkının pozitif olduğu, %97.0'ında ışık gölgesinin her iki korneada simetrik olduğu, %96.6'sının oküler hareketlerinde bakış kısıtlılığı olmadığı ve %99.1 'inin renk körü olmadığı saptanmıştır: Kulağa yönelik muayene bulgulannda; %88.5'inde Weber testinin her iki kulakta hissedildiği, %90.2'sinde hava ve kemik iletiminin sağlıklı olduğu, %2.I 'inde herhangi bir kulakta akıntı, %8.5 'inde cınlama, %10.3 'ünde baş dönmesi, 5.6'sında kaşıntı, %8.l'inde sese karşı duyarlılık, %0.9'unda kanama olduğu görülmüştür: Sonuç: Sağlık taraması ile elde edilen bulgulara göre 58 yaşlıda görme ve işitme fonksiyonuna yönelik sorun saptanmış ve ileri düzey tanı ve uygun tedavi için sağlık kuruluşuna yönlendirilmiştir: Araştırma bulgularına dayalı olarak sağlık taramalarının sağlık sorunlarının saptanması açısından önemli olduğu bu nedenle özellikle görev alan hemşirelerin etkin bir sağlık ekip üyesi olarak yaşlılara yönelik düzenli ve sürekli olarak evde sağlık tarama programları yapması, tarama programlarının yaygınlaştırılması ve tarama programlarının nasıl yapılacağına dair hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi önerilebilir.

8. MUĞLA'DA HUZUREVLERİNDE İKAMET EDEN YAŞLILARDA DERİ HASTALIKLARININ PREVALANSI
Yıl: 2017 Cilt: 20 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 23 - 29
Veri Tabanı: Fen

Giriş: Tüm dünyada doğum hızları azalmakta, insanlar daha uzun yaşamakta ve yaşlı nüfus giderek artış göstermektedir. Artan yaşlı nüfusa rağmen huzurevlerinde yapılan çalışmalar sınırlıdır. Çalışmamız ile Güneybatı Anadolu'da huzurevlerinde görülen deri hastalıklarının prevalansını belirlemek ve bu hastalıklara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Muğla il merkezinde bulunan kamuya ait iki huzurevinde, kesitsel nitelikte bir çalışma yapıldı. Tüm yaşlılara sosyodemografik, dermatolojik hastalıkların tanısı, özgeçmişleri ile ilgili değişkenleri içeren bir form uygulandı. Bulgular: Çalışmaya katılan yaşlıların 64'ü (%61.0) erkekti, 41'i (%39.0) kadındı. Yaşlılarda en sık %90.5 ile lentigo görüldü. Bunu sırasıyla kserozis (%78.1), senil anjiom (%61.0), tinea unguium (%59.0) izledi. Yaşlıların 5'inde (%4.8) dekübit ülseri gözlendi. Yatağa bağımlı hastalarda yatağa bağımlı olmayan hastalara göre tinea pedis ve dekubit ülserinde anlamlı farklılık saptandı (sırasıyla p=0.032, p=0.000). Sonuç: Araştırmanın Güneybatı Anadolu'da huzurevlerinde ikamet eden yaşlılardaki deri hastalıklarının prevalansını değerlendiren öncü çalışmalar olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile bu bölgede huzurevindeki yaşlı nüfusta gözlenen deri hastalıklarının sıklığının saptanması ile epidemiyolojik verilere katkıda bulunulması ve bu hastalıklara yönelik koruyucu önlemlerin geliştirilmesi önerilmiştir.

Arama Sonuçlarını Kaydet


TÜBİTAK ULAKBİM Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi Cahit Arf Bilgi Merkezi © 2019 Tüm Hakları Saklıdır.