TR Dizin Tarama Sonuçları
Sırala :
Tümünü seç
1. İklim Değişikliği ve Turizm Sektörü Arasındaki İlişkinin Dinamik Panel Veri Analizi ile İncelenmesi
Yıl: 2019 Cilt: 3 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 1228 - 1243
Veri Tabanı: Sosyal

İklim değişikliği; deniz seviyesinin yükselmesi, şiddetli rüzgâr, yükselen sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve çevresel tahribatlar gibi çeşitli etkileri bulunan ciddi küresel sorunlardandır. Bu nedenle iklim değişikliği; çevreye olan duyarlılığı ve iklim-bağımlı özelliğinden dolayı turizm sektörünün önündeki engellerden biri haline gelmiştir. Çalışmanın amacı, yeşil ekonomi anlayışı ile küresel iklim değişikliğinin turizm sektörüne etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada dinamik panel veri tahmin yöntemlerinden Arellano ve Bover/Blundell ve Bond Sistem Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) kullanılarak turizmin GSYH içindeki payının çeşitli değişkenlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma farklı kıtalarda bulunan ve 2017 yılında en fazla turist varışı olan 21 ülkeyi kapsamaktadır. Araştırma bulguları, turizmin GSYH içindeki payının; turist sayısı, İnsani Gelişme Endeksi, orman alanları ve yenilenebilir enerji kullanımı ile pozitif, buna karşılık CO2 emisyonu ve sıcaklık seviyesi ile negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar analize dâhil olan ülkelerde turizm sektörünün yeşil ekonomi anlayışı ile geliştirilmesi sonucunda ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağını belirtmektedir. Turizm sektörünün ekonomik etkisinin arttırılabilmesi için çevreye duyarlı turizm politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması gerekliliği araştırma önerisi olarak değerlendirilebilir.

2. Avrupa Birliği’nde Vergi Rekabetinin Panel Veri Analizi ile Değerlendirilmesi
Yıl: 2019 Cilt: 0 Sayı: 176 Sayfa Aralığı: 298 - 328
Veri Tabanı: Sosyal

Çalışma, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde vergi rekabetinin varlığını 1995-2015 dönemi verilerini kullanarak panel veri analizi ile tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizde üç regresyon denklemi literatürde hâkim olan beş hipotez ile test edilmiştir. Kurumlar vergisi oranları ile doğrudan yabancı yatırımlar (DYY-FDI) arasında negatif, ülkelerdeki siyasi istikrarsızlıkla DYY’ler arasında pozitif, ülkelerin büyüklüğü ile kurumlar vergisi oranında pozitif, sermaye üzerinden alınan vergi gelirlerinin emek üzerinden alınan vergi gelirlerine oranı ile açıklık ve de GSYİH ile negatif, ülkelerin dışa açıklığı ile kurumlar vergisi oranlarında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Özellikle küçük ülkeler olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinin vergi rekabetine başvurdukları sonucuna ulaşılmıştır.

3. The Nexus of Economic Growth, Trade Openness and Banking Sector Depth In OIC: An Application of Panel Data Analysis
Yıl: 2019 Cilt: 7 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 205 - 238
Veri Tabanı: Fen , Sosyal

This article is investigated the connections between economic growth, trade openness and banking sector depth, using a panel data set including seventeen countries in the Islamic Cooperation Organization (OIC), where participation and conventional banking co-exist, for the period 1990–2016. Using a multivariate framework, it is primarily found that all the variables are not integrated of order one (I). Since the series are not stationary, cross-dependence tests and Westerlund (2007) cointegration analysis are performed to the series and it is determined that the series are cross-dependent and cointegrated. Then, the models are estimated with three estimators by writing the panel as panel ARDL model to determine the long-term and short-term relations. The results of the study indicate a general long-run equilibrium connection between economic growth, trade openness and banking sector depth as well as a short-run connection among these variables. Policy suggestions include those that will increase greater banking sector depth as well as promoted trade openness.

4. İşletme Sermayesi İhtiyacının Kârlılık Üzerindeki Etkisi: Sektörel Bir Uygulama
Yıl: 2017 Cilt: 8 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 433 - 452
Veri Tabanı: Sosyal

Bu çalışmada, 2003-2013 dönemi için; nakde dönüşüm süresi, kaldıraç oranı, aktif devir hızı, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ve Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) değişkenlerinin Borsa İstanbul'un seçilen dört temel (Metal, Gıda, Kimya ve Tekstil) sektörlerinin aktif karlılığı ile uzun dönem ilişkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Çalışmada, yatay kesit bağımlılığı altında ikinci nesil panel birim kök, panel eşbütünleşme, uzun ve kısa dönemli katsayı tahmini gibi ekonometrik teknikler kullanılmıştır. Analiz sonuçları değişkenlerin karlılık üzerindeki etkisinin kısa ve uzun dönemde farklılaştığını ispat etmiştir. Havuzlanmış Ortalama Grup Tahmincisi sonuçlarına göre uzun dönemde nakde dönüşüm süresinin, kaldıraç oranının ve gayri safi yurtiçi hasılanın katsayıları istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuçlara göre nakde dönüşüm süresinin uzaması kârlılık üzerinde negatif etkiye; kaldıraçtan yararlanma ve gayri safi yurtiçi hasılanın artması ise karlılık üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ayrıca, uzun dönem ilişkiye odaklanmak üzere uygulanan Ortak İlişkili Etkiler Ortalama Grup sonuçları da nakde dönüşüm süresi, kaldıraç oranı ve aktif devir hızı katsayılarının istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir

5. TÜRKİYE’DE YATIRIM-TASARRUF İLİŞKİSİNİN FELDSTEİN-HORİOKA PARADOKSU ÇERÇEVESİNDE ANALİZİ: FARKLI TİPTE EŞBÜTÜNLEŞME YAKLAŞIMLARI
Yıl: 2018 Cilt: 0 Sayı: 31 Sayfa Aralığı: 143 - 152
Veri Tabanı: Sosyal

Literatüre göre, sermaye hareketliliğinin tam olduğu ülkelerde yatırımlar ile tasarruflar arasındaki ilişki zayıftır veya yoktur. Uluslararası sermaye akışının olmadığı ülkelerde ise yatırım ve tasarruf arasındaki ilişki çok güçlüdür. Oysaki Feldstein-Horioka (1980), sermaye hareketliliğinin yüksek olduğu 16 OECD ülkesi için yaptıkları ampirik çalışmada, yatırım-tasarruf arasındaki ilişkinin güçlü olduğu ve uluslararası sermaye akışının düşük olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Literatürdeki teorik bilgi ile ampirik bulgunun çeliştiği bu durum Feldstein-Horioka Paradoksu olarak bilinmektedir. Çalışmada, yurtiçi yatırım-tasarruf ilişkisi Feldstein-Horioka hipotezi kapsamında analiz edilmektedir. Ampirik yöntem olarak tek kırılmayı dikkate alan Gregory Hansen (1996) eşbütünleşme yöntemi kullanılmaktadır. Dahası karşılaştırma yapmak amacıyla ARDL sınır testi sonuçlarına da çalışmada yer verilmektedir. Veriler 1960-2016 yıllarını kapsamaktadır. Analizden elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de yatırım ve tasarrufların incelenen dönemde eşbütünleşik olduğu görülmektedir. Uzun dönem tahmini ise, beklentilerle uyumlu olarak yurtiçi tasarrufların yatırımları arttırıcı etkisinin olduğu sonucunu vermektedir. Ayrıca çalışmaya göre, uzun dönem katsayılar arasındaki yaklaşık %15'lik farkın kırılma etkisinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, incelenen dönemde Türkiye'de Feldstein-Horioka paradoksunun geçerli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır

6. MERKEZİ PLANLAMADAN SERBEST PİYASA EKONOMİSİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TASARRUF YATIRIM İLİŞKİSİ
Yıl: 2017 Cilt: 18 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 323 - 336
Veri Tabanı: Sosyal

Makro ekonomik büyümenin temel dayanağı olan yatırımları artırmak politika yapıcılar temel hedeflerinden biridir. Merkezi planlamadan serbest piyasa ekonomisine geçen geçiş ekonomilerinde yatırımların finansman kalitesi önemli bir tartışma konusudur. Bu çalışmada 1995-2016 döneminde Sırbistan ekonomisinde Feldstein-Horioka bulmacası bağlamında yurtiçi yatırımların ne kadarının yurtiçi tasarruflarla finanse edildiği Bai-Perron (2003) tarafından geliştirilen yapısal kırılmaları dikkate alan eşbütünleşme testi ile araştırılmıştır. Ampirik analizler sonucunda kırılma tarihleri 2002 ve 2009 yılları bulunmuş ve analiz periyodu 3 döneme ayrılmıştır. Feldstein-Horioka bulmacasının 1995-2001 ve 2009-2016 döneminde geçerli olduğu, 2002-2008 döneminde ise geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır

7. Firma Performansının Belirleyicileri: Türkiye Örneği (1990-2016)
Yıl: 2018 Cilt: 55 Sayı: 642 Sayfa Aralığı: 93 - 116
Veri Tabanı: Sosyal

Bu çalışmada, 1990-2016 dönemi için; nakde dönüşüm süresi, kaldıraç oranı, cari oran ve maddi duran varlık oranı değişkenlerinin BİST 30 Endeksinde yer alan 15 firmanın esas faaliyet kârı/aktif toplamı ile uzun dönem ilişkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, yatay kesit bağımlılığı altında ikinci nesil panel birim kök, panel eşbütünleşme, uzun dönemli katsayı tahmini gibi ekonometrik teknikler kullanılmıştır. Genişletilmiş Ortalama Grup yöntemiyle ile elde edilen uzun dönem katsayılarına göre, nakde dönüşüm süresi, kaldıraç oranı ve maddi duran varlık oranı değişkenlerinin esas faaliyet kârı/aktif toplamı üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve negatif etkiye sahip oldukları; cari oranın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.

8. Elektrik Tüketimi, Yenilenebilir Enerji Tüketimi Ve Karbondioksit Emisyonunun Büyümeye Etkileri
Yıl: 2019 Cilt: 8 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 1367 - 1384
Veri Tabanı: Sosyal

Bu çalışmanın amacı, 15 gelişmiş, 15 gelişmekte olan ve 10 az gelişmiş ülkede elektrik tüketimi, yenilenebilir enerji ve karbondioksit emisyonunun büyüme üzerine etkisini incelemektir. 1995-2016 dönemine ilişkin verilerde ikincil nesil panel birim kök testleri kullanılmıştır. Daha sonra Parks-Kmenta tahmincisi kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, gelişmiş ülkelerde, elektrik tüketim miktarındaki 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.376 birim, yenilenebilir enerji tüketiminin toplam enerji tüketimindeki payında 1 birimlik artış ise kişi başı geliri 0.155 birim arttırmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise elektrik tüketim miktarındaki 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.721 birim; yenilenebilir enerji tüketim miktarının toplam enerji tüketimindeki payında 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.486 birim ve karbon emisyonundaki 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.287 birim arttırmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde ise, elektrik tüketim miktarındaki 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.126 birim ve karbon emisyonundaki 1 birimlik artış kişi başı geliri 0.584 birim arttırmaktadır. Yenilenebilir enerji tüketiminin toplam enerji tüketimindeki payında 1 birimlik artış ise kişi başı geliri 0.264 birim azaltmaktadır.

9. Ticari Bankalarda Kârlılığın Belirleyicileri: Türkiye Örneği (2003-2016)
Yıl: 2018 Cilt: 20 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 505 - 534
Veri Tabanı: Sosyal

Her işletmede olduğu gibi ticari banka işletmelerinin de temel amacı kârlılıklarını artırarak sürdürülebilir büyüme amacını gerçekleştirmek ve nihayetinde piyasa değerini artırmaktır. Bankacılık sektörünün kârlılık performansının sürekli artması ve sağlıklı bir yapıya sahip olması ekonominin sağlıklı bir şekilde gelişmesi açısından da önemlidir. Bu çalışmada 2003-2016 dönemi sektördeki payı en yüksek olan 13 banka esas alınarak ticari bankalarda kârlığın belirleyicileri araştırılmıştır. Bu bağlamda, özellikle özkaynak ve aktif kârlılığı bağımlı değişken olarak alınmış, likidite, takipteki krediler, sermaye yapısı ve diğer faaliyet giderleri ile faaliyet dışı gelirlerin ticari banka kârlılığı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, yatay kesit bağımlılığı altında ikinci nesil panel birim kök, panel eşbütünleşme, uzun ve kısa dönemli katsayı tahmini gibi ekonometrik teknikler kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, likidite ve faaliyet dışı gelirler oranının aktif ve özkaynak kârlılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan takipteki krediler ve diğer faaliyet giderleri oranlarının ise aktif ve özkaynak kârlılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

10. BİLEŞİK ÖNCÜ GÖSTERGELERİN BORSA İÇİN ÖNCÜ OLMA ÖZELLİĞİ: G7 VE E7 ÜLKELERİNDE KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ
Yıl: 2018 Cilt: 0 Sayı: 21 Sayfa Aralığı: 119 - 134
Veri Tabanı: Sosyal

Bu çalışmanın amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bileşik öncü göstergelerin menkul kıymetler borsası için öncü gösterge olma özelliği gösterip göstermediğini belirlemektir. Ayrıca bu özelliğin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nasıl farklılaştığını ortaya koymaktır. Bu amaçla, bu ülkelere ait Ocak 2002 – Haziran 2017 dönemi verileri ile panel eşbütünleşme ve nedensellik analizleri yapılmıştır. Ayrıca uzun dönem katsayı tahminleri için AMG yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki, Durbin-Hausman eşbütünleşme testi ile anlamlı bulunmasa da kırılmaları dikkate alan Westerlund Çok Kırılmalı LM testi ile kırılmalar etrafında anlamlı bulunmuştur. Yapılan katsayı tahminlerinde G7 ve E7 ülkelerinin ikisinde de pozitif anlamlı ilişki tespit edilmekle birlikte G7 ülkelerinde daha güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Son olarak Emirmahmutoğlu-Köse nedensellik testi ile her iki ülke grubunda da değişkenler arasında çift yönlü nedensellik bulunduğu belirlenmiştir.

11. Feldstein-Horioka Bulmacasının OECD Ülkeleri İçin Panel Veri Analiziyle Sınanması
Yıl: 2018 Cilt: 25 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 369 - 390
Veri Tabanı: Sosyal

Feldstein-Horioka bulmacası, dünyada artan sermaye hareketliliğine karşın yurtiçi tasarruflarla yurtiçi yatırımlar arasındaki güçlü ilişkiyi ifade etmektedir. Bu çalışma 28 OECD ülkesi için 1980-2015 yıllık verilerini kullanarak Feldstein-Horioka bulmacasının geçerliliğini test etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda yurtiçi tasarruflarla yurtiçi yatırımlar arasındaki ilişki yatay kesit bağımlılığı testleri, birim kök testleri ve koentegrasyon testleriyle araştırılmıştır. Elde edilen bulguları şu şekilde sıralamak mümkündür: Değişkenlerin kesitler arasında birbirine bağımlı olduğu üç farklı yatay kesit bağımlılığı testiyle tespit edilmiştir; CADF, CIPS ve Panik Atak birim kök testleri değişkenlerin düzey değerlerde birim köklü, birinci fark değerlerde durağan olduklarını göstermektedir; Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkiler Durbin-Hausman koentegrasyon testi ve LM Bootstrap koentegrasyon testiyle araştırılmış ve koentegrasyonun varlığı güçlü bir şekilde reddedilmiştir. Bu tespit 1980-2015 dönemi için 28 OECD ülkesinde Feldstein-Horioka bulmacasının geçerli olmadığını, bu ülkelerde yurtiçi yatırımların uluslararası sermaye piyasaları tarafından finanse edildiğini göstermektedir.

12. Türkiye Muhasebe Standartlarına Göre İşletmelerin Nakit Akış Profillerinin BİST 100 Endeksi Üzerinde Analizi
Yıl: 2019 Cilt: 11 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 3347 - 3357
Veri Tabanı: Sosyal

Amaç – Ülkemizde muhasebe standartlarının kullanımının zorunlu hale gelmesi ile nakit akış tablolarının da standartlara uygun hazırlanması gerekmektedir. Türkiye Muhasebe Standardı 7 Nakit Akış Tablosu (TMS 7)’na göre hazırlanmış nakit akış tablolarına sahip işletmeler, işletme faaliyetlerinden sağlanan nakit akışları modeli ile nakit akış oran analizinde kullanılan bazı oranlar ile analiz edilerek bu işletmelerin nakit akışlarını artıran faktörler tespit edilmeye çalışılacaktır. Yöntem – Çalışmada öncelikle kavramsal çerçeve oluşturulmuş, sonrasında literatür çalışması yapılarak kullanılabilecek oranlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada detaylı anlatılacak olan Model 2 profile sahip işletmeler ile kâr kalitesi, varlıkların getirisi, öz kaynak getirisi ve nakit akış likiditesi oranları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Buna göre Bist 100 endeksine tabi 2009-2018 dönemlerini kapsayan 50 işletmenin nakit akış tabloları incelenmekte ve Stata-14 kullanılarak basit lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Bulgular – Çalışmada varlık nakit getirileri ve özkaynak getirileri arasında anlamlı bir sonuç bulunmuştur. Bu değişkenlerin de işletmelerin esas faaliyetten doğan marjinal etkilerine bakılmıştır. Tartışma – İşletmelerin esas faaliyelerden sağladıkları nakit akışları, varlıkların ve öz kaynakların etkin kullanılmasında artışa sebep olmaktadır.

13. BRIC-T ÜLKELERİNDE EKONOMİK BÜYÜME, DIŞA AÇIKLIK, ELEKTRİK TÜKETİMİ VE ÇEVRE İLİŞKİSİNE YÖNELİK AMPİRİK BİR ÇALIŞMA
Yıl: 2019 Cilt: 37 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 675 - 701
Veri Tabanı: Sosyal

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş ile birlikte üretim miktarları, evrensel boyutta hız kazanan bir büyüme temposu yakalamıştır. Sanayileşmenin yanı sıra kentleşme ve nüfus artışı gibi faktörler de arz ve talep büyüklüklerinin değişiminde önemli rol oynamıştır. Üretimi artırmak için daha fazla doğal kaynak ve enerji kullanımı ise ekolojik dengeleri olumsuz yönde etkileyerek yaşam kalitesinin düşmesine neden olmuştur. Ancak belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra ülkeler, başlangıçta yarattıkları çevresel sorunları azaltmak için çözüm yolları arayışına girmektedirler. Bu çalışmada; ekonomik büyüme, ticari açıklık, elektrik tüketimi ve karbondioksit emisyonu (CO2) arasındaki ilişki, 1992-2014 dönemine ait verilerden hareketle BRIC-T ülkeleri için panel veri analizi kullanarak test edilmektedir. Kónya (2006) panel nedensellik testi bulgularına göre; Rusya’da gelir ve CO2 arasında çift yönlü, Hindistan’da elektrik tüketiminden ve Brezilya’da ise dışa açıklıktan karbondioksit emisyonuna doğru olmak üzere tek yönlü bağıntılar bulunmaktadır. Diğer yandan MG tahminci yöntemi uzun dönem sonuçları Çin’de, kısa dönem sonuçları Türkiye’de ÇKE hipotezinin geçerli olduğunu gösterirken; AMG yöntemine göre Rusya, Çin ve Türkiye’de, CCE yöntemine göre de sadece Türkiye’de ÇKE hipotezi geçerlilik taşımaktadır.

14. EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLERİN DIŞ TİCARET VE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARA ETKİSİ
Yıl: 2019 Cilt: 7 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 1097 - 1116
Veri Tabanı: Sosyal

İnsanların iktisadi faaliyetleri özgürce yapabilmelerini sağlayan ekonomik özgürlükler, ülkelere daha fazla yatırım gelmesine ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Bu yüzden ülkeler ekonomik açıdan daha özgür olmalıdır. Bu çalışmanın amacı, 15 gelişmiş, 15 gelişmekte olan ve 10 az gelişmiş ülkede ekonomik özgürlüklerin dış ticarete ve doğrudan yabancı yatırımlara etkisini incelemektir. 2000-2017 dönemine ilişkin verilerde ikincil nesil panel birim kök testleri kullanılmıştır. Sonra uzun dönemli ilişkinin varlığı sınanmaktadır. Çalışmanın sonucuna göre, gelişmiş ülkelerde, FMOLS tahmincisine göre ekonomik özgürlüklerdeki 1 birimlik artış ihracatı 0,099 birim (DOLS’ye göre 0,074), doğrudan yabancı yatırımları ise 2,352 birim (DOLS’ye göre 1,599) arttırmaktadır. Ekonomik özgürlüklerle ithalat arasında ise eşbütünleşik bir ilişki mevcut değildir. Gelişmekte olan ülkelerde ise, FMOLS tahmincisine göre ekonomik özgürlüklerdeki 1 birimlik artış ihracatı 2,151 birim (DOLS’ye göre 1,415), ithalatı 3,822 birim (DOLS’ye göre 1,72) ve doğrudan yabancı yatırımları 0,177 birim (DOLS’ye göre 0,169) arttırmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde ise, ekonomik özgürlüklerle diğer değişkenler arasında eşbütünleşik bir ilişki tespit edilememiştir.

15. DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARININ BORSA VE REEL SEKTÖRDE FİRMALARA ETKİSİ: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÜZERİNE EŞBÜTÜNLEŞME VE NEDENSELLİK ANALİZİ
Yıl: 2018 Cilt: 8 Sayı: 16 Sayfa Aralığı: 509 - 526
Veri Tabanı: Sosyal

Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSY) reel sektörde ve borsada firmalara etkisini ölçmektir. Bu amaçla gelişmekte olan on ülkede 2002 – 2015 dönemine ait yıllık veriler ile panel veri analizi yapılmıştır. Panel veri analiz yöntemlerinden Westerlund (2006) eşbütünleşme, AMG katsayı tahmincisi ve Emirmahmutoğlu-Köse nedensellik testi kullanılmıştır. Analizler neticesinde değişkenlerin eşbütünleşik oldukları belirlenmesine rağmen DYSY’lerin borsada firmalara pozitif etkisi anlamlı bulunurken reel sektördeki etkisi anlamlı bulunmamıştır. Bununla birlikte ülkelere ait etkilerin, her iki modelde de ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca firmanın piyasa değerinden DYSY’ye doğru ve DYSY’den de reel sektöre doğru nedensellik olduğu tespit edilmiştir.

16. TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BÜTÇE AÇIĞI VE CARİ AÇIK ARASINDAKİ İLİŞKİ
Yıl: 2019 Cilt: 14 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 23 - 34
Veri Tabanı: Sosyal

Küresel ticaretin artmaya başladığı ve sermaye akımlarının ülkeler arasında serbestçe dolaşmaya başladığı 1980’li yıllardan itibaren ortaya çıkan önemli ekonomik olgulardan birisi de ikiz açık hipotezidir. İkiz açık hipotezi, bütçe açıkları ile cari açığın birbirlerini etkilemesi olarak tanımlanmaktadır. Keynesyen yaklaşım, bütçe açıkları ile cari açık arasında ilişki olduğunu savunurken, Ricardo Denklik hipotezi ise, bütçe açığı ve cari açık arasında ilişki olmadığını savunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’de 2006:Q1-2018:Q2 döneminde ikiz açık hipotezinin geçerli olup olmadığı zaman serisi analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, Johansen eşbütünleşme analizi, hata düzeltme modeli, etkitepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye’de 2006:Q1-2018:Q2 döneminde bütçe açığı ile cari açık arasında uzun dönem ilişkinin olduğu ve dolayısıyla ikiz açık hipotezinin geçerli olduğu tespit edilmiştir. Hata düzeltme düzeltme modeli sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, uzun dönemde meydana gelecek sapmaların %26’sının her dönem düzeltildiği, kısa dönemde bütçe açığında meydana gelecek %1’lik artışın cari açık üzerinde %-0.29’luk azalma yaratacağı tespit edilmiştir. Etki-Tepki fonksiyonlarından elde edilen bulgulara göre, bütçe açığı değişkenin, cari açık değişkeninde meydana gelecek değişimlere daha duyarlı olduğu, cari açık değişkenin modelde daha belirleyici değişken olduğu tespit edilmiştir. Varyans ayrıştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, cari açık değişkeninin, bütçe açığı değişkenin üzerindeki değişimleri daha fazla açıkladığı tespit edilmiştir. Etki-tepki fonksiyonları ile varyans ayrıştırma sonuçlarının benzerlik taşıdığı tespit edilmiştir.

17. OECD ÜLKELERİNDE İKİZ AÇIK HİPOTEZİNİN GEÇERLİLİĞİ: PANEL VERİ ANALİZİ
Yıl: 2019 Cilt: 14 Sayı: 5 Sayfa Aralığı: 2011 - 2026
Veri Tabanı: Sosyal

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinden bağımsız olarak, kalıcı bütçe ve cari işlemler açığı tüm ülkeler için en önemli ekonomik sorunların başında gelmektedir. İç bütçe ve dış cari dengesizlikler uzun vadede ulusal ekonomilerin büyümeleri önünde önemli tehdit oluşturmaktadır. Aynı zamanda, bu açıklar birbiriyle yakından ilişkili ekonomik sorunlardır. Finansal açıklardaki artış aynı zamanda faiz oranlarında da artışa neden olmakta ve özel yatırımlar dışlamaktadır. Ayrıca, cari işlemler açığında meydana gelecek artış, ülke ekonomisinin rekabet edebilirliğini azaltmakta ve yerli varlıkların yabancı yatırımcılara devredilmesine neden olmaktadır. Bunun yanında döviz rezervlerinin tükenmesine ve ülkelerin döviz krizleriyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle ikiz açık sorunun detaylı şekilde ele alınması ve gerekli politikaların ortaya konulması doğuracağı ekonomik sorunları önlemede büyük önem taşımaktadır. Bütçe açığı ve cari işlemler açığı arasındaki olası ilişki ikiz açığı olarak adlandırılmıştır. Literatürde, Keynesyen bakış açısı bütçe açığının ticaret açığının ana nedeni olduğunu desteklerken, Ricardian Denklik yaklaşımında ise açıkların gerçekten ikiz olmadığını öne sürülmektedir. Bu çalışmada, dış ticaret dengesi ve cari işlemler dengesi arasındaki ilişkiyi seçili 28 OECD ülkesinde 2003-2017 dönemi için yıllık veriler kullanarak ekonometrik olarak incelenmiştir. Bu iki değişken arasındaki ilişkiyi saptamak için birim kökleri test etmek için panel yöntemler ve panel regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, ikiz açık hipotezinin geçerli olduğunu savunan Geleneksel Keynesyen yaklaşımları desteklemektedir. Hesaplanan iki aşamalı GMM tahmincisi, artan bütçe açığının 2003-2017 döneminde 28 OECD ülkesinde ticaret açığına yol açtığını göstermektedir.

18. Bankacılık Endeksi İle Seçilmiş Makroekonomik Faktörler Arasındaki Asimetrik İlişki
Yıl: 2020 Cilt: 34 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 351 - 369
Veri Tabanı: Sosyal

Hisse senedinin fiyatı gelecekte sağlayacağı nakit akışının iskonto edilmiş haline eşittir. İskonto oranı ise genellikle piyasa faiz oranı (risksiz faiz oranı) ve risk primine bağlı olarak değişmektedir. Ancak hisse senetleri alım satımın yapıldığı pazarın etkinlik durumuna göre de değişmektedir. Etkin piyasalar hipotezine göre zayıf formda etkin piyasalarda piyasaya yansıyan bilgiler fiyatlar üzerinde etkili olabilmektedir. Bu çalışma da BİST Bankacılık Endeksine etki etmesi beklenen seçilmiş makroekonomik değişkenler ile analiz yapılmıştır. Analiz dönemi 2005/01-2019/12 yılları arası aylık verilerden oluşmaktadır. Çalışmada değişkenler arası asimetrik etkiyi belirlemek amacıyla Doğrusal Olmayan Gecikmesi Dağıtılmış Oto Regresif Model (NARDL) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise Bankacılık endeksi ile Dolar, Euro ve CDS, VIX, Altın uzun dönemli ve kısa dönemli asimetrik bir ilişki bulunmuştur.

Arama Sonuçlarını Kaydet


TÜBİTAK ULAKBİM Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi Cahit Arf Bilgi Merkezi © 2019 Tüm Hakları Saklıdır.