TR Dizin Tarama Sonuçları
Sırala :
Tümünü seç
1. Künt travma hastasında diyafram üstü hava görünümü
Yıl: 2010 Cilt: 10 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 187 - 187
Veri Tabanı: Fen
2. Travmatik diyafram yırtığı: Bir göğüs cerrahisi kliniğindeki sonuçlar
Yıl: 2008 Cilt: 14 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 221 - 225
Veri Tabanı: Fen

AMAÇ: Travmatik diyafram yırtığı, göğüs cerrahisi ve genel cerrahi branşlarını ilgilendiren, eşlik eden yaralanmalar nedeniyle acil ve hayati tehdit oluşturabilen bir durumdur. Bu çalışmada, dokuz yıl içinde ameliyat edilen travmatik diyafram yaralanmalı olgulardaki sonuçlar değerlendirildi. GEREÇ-YÖNTEM: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Göğüs Cerrrahisi Anabililim Dalı’nda ameliyat edilen travmatik diyafram yırtıkları çalışmaya alındı. Tanı direkt akciğer grafisi, bilgisayarlı toraks tomografisi, karın ultrasonografisi ve gerektiğinde kontrastlı üst gastrointestinal inceleme ile konuldu. BULGULAR: Ağustos 1996-Ekim 2005 tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda 26 travmatik diyafram yaralanmalı olgu (21 erkek, 5 kadın; ort. yaş 33; dağılım 13-67) ameliyat edildi. On beş olguda torakotomi, yedi olguda laparotomi, dört olguda ise torakotomi + laparotomi yapıldı ve hepsinde diyaframa primer tamir uygulandı. On sekiz olguda sol, sekiz olguda sağ diyaframda yırtık saptandı. Diyaframdaki laserasyon 0,5-15 cm arasında değişiyordu. Biri dışında diğer olgularda, çeşitli eşlik eden yaralanmalar da vardı; 12 olguda karın organları toraksa herniye idi. Acil olarak ameliyata alınan ve ciddi yaralanmaların eşlik ettiği üç olgu ameliyat sırasında hayatını kaybetti. Ameliyat sonrası dönemde mortalite olmadı, morbidite beş olguda meydana geldi. SONUÇ: Travmatik diyafram yırtığı gözden kaçırıldığında ve eşlik eden ciddi yaralanmalar olduğunda komplikasyonlara ve hatta ölüme bile neden olabilir. Tanı ve tedavisi hızlı ve dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır.

3. Travmatik diyafram rüptürleri: Yirmi hastanın retrospektif analizi
Yıl: 2012 Cilt: 23 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 51 - 54
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Travmatik diyafram rüptürleri nadir görülen ve teşhisi zor olan bir durumdur. İlave olarak yüksek mortalite ve morbidite ile seyreder. Travmanın şiddetinin önemli bir göstergesidir. Bu çalışmanın amacı, diyafram rüptürü olan hastaların retrospektif analizinden elde ettiğimiz 2 yıllık deneyimimizi literatür bilgileri eşliğinde değerlendirmektir. Yöntemler: Çalışmamızda Ocak 2009 ile Aralık 2011 tarihleri arasında hastanemiz acil servisine başvuran ve diyafram rüptürü tanısı ile tedavi edilen 3’ü kadın, 17’si erkek toplam 20 hastanın verileri rektrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet, tanının erken ya da geç konulmuş olması, yapılan tetkikler, künt ve/veya penetran travma oranı, defektin çapı ve lokalizasyonu, eşlik eden organ yaralanmaları, organ herniasyonunun mevcudiyeti, uygulanan cerrahi prosedür, hastanede kalış süresi, mortalite ve morbidite oranları ve nedenleri değerlendirildi. Bulgular: Travmatik rüptürü olan 20 hastanın 17’si erkek ve 3’ü kadındı. Yaş ortancası 40.2 (20-76) idi. 17 hastada künt travma ve 3 hastada penetran travma mevcuttu. Operasyona alınan hastaların 8’inin (%40) akciğer grafisinde rüptür tespit edildi. Hemodinamik açıdan stabil olan 5 (%25) hastanın abdominotorakal BT’sinde diyafragmatik rüptür tespit edildi. Yedi (%35) hastaya hiçbir tetkik yapılamadan doğrudan operasyona alındı. Toplam mortalite sayısı 7 (%35) olarak bulundu. Hastanede kalış süresi ortalama 10.7±4.0 gündü. Diyafragmatik rüptür 15 (%75) hastada solda, 5 (%25) hastada ise sağda lokalizeydi. Oluşan defektin çapı ortalama 6.8±2.9 cm (2-12cm) idi. Hastaların sadece 6’sında (%30) izole diyafram onarımı yapıldı. Opere edilen hastaların 4’ünde (%20) herniye bir organ gözlenmezken, omentum (%35), mide (%30), dalak (%30), ince barsaklar (%15) ve kolonun (%10) herniye olduğu gözlendi. Sonuç: Diyafram rüptürünün acil şartlarda tanısı güçtür. Çünkü çoğu hasta hemodinamik açıdan unstabildir ve tanı için gerekli tetkik için zaman yoktur. Bu nedenle künt ya da penetran travması olan her hastada diyafram rüptürünün de olabileceği akla getirilmelidir. Operasyon esnasında her iki diyafragmanın dikkatli bir şekilde eksplore edilmesi ile muhtemel bir rüptürün atlanması en aza indirilecek ve bu duruma bağlı oluşabilecek mortalite ve morbidite oranları azalacaktır. (Gazi Med J 2012; 23: 51-4)

4. Travmalı hastaların değerlendirilmesinde akılda tutulması gereken tanı: Diyafram yırtığı
Yıl: 2009 Cilt: 15 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 71 - 76
Veri Tabanı: Fen

AMAÇ: Travmatik diyafram yırtığı (DY) olguları değerlendirildi; tanı zorluğu ve tanıdaki gecikmenin önemi vurgulandı, tedavi yöntemi ve sonuçları irdelendi. GEREÇ VE YÖNTEM: Cerrahi uygulanan travmatik DY’li 13 hasta (11 erkek, 2 kadın; ort. yaş 34,6; dağılım 7-52 yaş) demografik özellikler, travma şekli ve zamanı, bulgular, tanı yöntemleri, yerleşim, cerrahi tedavi, morbidite ve mortalite yönünden değerlendirildi. BULGULAR: Travma, olguların sekizinde (%61,6) künt, beşinde (%38,4) penetran şekildeydi. Radyolojik olarak 11 olguda karın içi organların toraks içine doğru yer değiştirdiği saptandı. Tanı konma süresi altı olguda (%46,1) 2-20 yıl arasında değişiyordu. Bunların üçü penetran, üçü künt travma grubundaydı. Üç olguda ek organ yaralanmaları nedeniyle başka bir merkezde yapılan torakotomi ve laparotomiye rağmen tanı atlanmıştı. Yırtık yeri 12 olguda sol, bir olguda sağ hemidiyaframdaydı. Tüm olgulara torakotomi ile yaklaşılarak primer onarım yapıldı. Ameliyat sonrası bir olguda morbidite gelişirken, mortalite izlenmedi. SONUÇ: Travmalı hastada akut dönemde kolaylıkla atlanabilmesi nedeniyle DY şüphesi akılda tutulmalı, eşlik eden patolojiler nedeniyle yapılan torakotomi ve laparotomilerde diyafram dikkatli şekilde incelenmelidir. Gecikmiş tanı morbidite ve mortaliteyi arttıracaktır.

5. Travmatik diafragma rüptürü 12 olgunun analizi
Yıl: 2004 Cilt: 10 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 95 - 98
Veri Tabanı: Fen

Travmatik diafragma rüptürü, torakoabdominal kompresif travmaya bağlı olarak ortaya çıkar ve hastaların %3'de görülür. Bu çalışmada 6 yılda 12 olgudaki toplam 14 diafragmatik yaralanma gözden geçirildi. Dokuz yaralanma sol diafragmada üç yaralanma ise sağ diafragmadaydı. 12 olgunun 11'i penetran travma ile başvurmuştu ve diafragma yırtığının ortalama boyutu 4,6 cm idi. Göğüs radyografisi ve ultrason hastaların %44 ve %36'sında doğru tanı sağladı. Batın içi yaralanma sık olduğu için transabdominal girişim uygun cerrahi girirşim olmuştur.(%91.6). Mortalite ve morbidite oranları %8,3 ve %16,6'dır.

6. Penetran diyafram yaralanmaları: 15 yıllık deneyim
Yıl: 2010 Cilt: 18 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 205 - 208
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Bu çalışmada, penetran diyafram yaralanmalarının tanısı hakkında 15 yıllık deneyimimiz gözden geçirildi. Çalışma planı: Ocak 1994 - Aralık 2008 tarihleri arasında kliniğimizde penetran diyafram yaralanması tanısı konulan ve ameliyat edilen 37 hastanın (36 erkek, 1 kadın; ort. yaş 29.2 yıl; dağılım 17-46 yıl) kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Bulgular: Yaralanmaların 31'i kesici-delici alet ile diğerleri ise ateşli silah yaralanması sonucu oluşmuş idi. Hastaların çoğunluğuna (n=34) laparotomi sırasında tanı konulabildi. Yaralanma genellikle sol hemidiyaframda (n=24) idi. Yirmi sekiz hastada (%75) eşlik eden organ yaralanması vardı ve en sık eşlik eden (n=14) yaralanma karaciğer yaralanması idi. Hastaların 26�sına sadece laparatomi, yedisine torakotomi ile birlikte laparotomi, üçüne sadece torakotomi ve birine de sadece laparoskopi uygulandı. Diyafram defektleri tüm olgularda primer tamir edildi. Üç olguda morbidite, üç olguda da mortalite görüldü. Sonuç: Travmatik diyafram yaralanmasının tanımlanmasından günümüze kadar geçen sürede tanı yöntemlerinde önemli gelişmeler olsa da, diyafram yaralanmasından şüphelenmek halen tanıda en önemli araçtır. Hem toraks hem de batın içi patoloji saptanan tek girişli penetran yaralanmaları diyafram hasarını akla getirmelidir. Penetran travma nedeniyle yapılan torakoabdominal ameliyatlarda diyafram dikkatlice eksplore edilmelidir.

7. Penetran toraks travması sonrasında diyafragma yaralanmasına bağlı barsak tıkanması
Yıl: 2014 Cilt: 30 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 56 - 58
Veri Tabanı: Fen

Toraksa nafiz penetran yaralanmalar sonucu gerçekleşen diyafragma yaralanmaları sinsi seyreder. Tanı aylar sonra bile konabilir. Tanının gecikmesi mortalite ve morbiditeyi arttırmaktadır. Burada toraksa nafiz delici kesici alet yaralanmasından 2 yıl sonra tanı konan bir diyafragma yaralanması olgusu sunulmaktadır. Olgu barsak tıkanması nedeni ile acil servise başvurmuş ve yapılan incelemeler sonucunda önce laparotomi ile eksplore edilmiş ve ardından torakotomi uygulanmıştır. Tüm penetran toraks yaralanmalarında, travmanın trasesi göz önüne alınmalı ve diyafragma yaralanması mutlaka akla getirilmelidir. Toraks içi semptomların silik olabileceği göz önüne alınmalı ve ileri tetkik ve gerekirse cerrahi eksplorasyon yapılmalıdır. Erken bulgu vermemesi nedeniyle tanı konamaması durumunda hayati sonuçlara neden olabileceği akılda tutulmalıdır.

Arama Sonuçlarını Kaydet


TÜBİTAK ULAKBİM Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi Cahit Arf Bilgi Merkezi © 2019 Tüm Hakları Saklıdır.