TR Dizin Tarama Sonuçları
Sırala :
Tümünü seç
1. Clinical indicators of traumatic brain injury and skull fracture in pediatric head trauma patients
Yıl: 2009 Cilt: 9 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 153 - 158
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Bu çalışmada, travmatik beyin yaralanması (TBY) ve kafa kemiği kırığı (KKK) tespit edilen pediyatrik hastalarda klinik semptom ve bulguların hassas belirleyiciler olup olmadığı değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Retrospektif kesitsel çalışmamızın evrenini, pediyatrik acil servise 7 yıllık dönem içinde, kafa travması ile başvuran 17 yaş altındaki çocuklar oluşturdu. Bu hastalar içerisinden TBY veya KKK tespit edilenler çalışmamıza dahil edildi. Bulgular: Çalışma süresince 1167 hasta acil servise kafa travması nedeniyle başvurdu. Bu hastaların 984’ü tomografilerinde radyolojik anormallik bulunmaması veya yeterli tıbbi kayda ulaşılamaması nedeniyle çalışmadan dışlandı. Geri kalan 183 hasta çalışma grubunu oluşturdu. Kırk (%21.9) hastada KKK olmaksızın TBY, 61 (%33.3) hastada hem TBY hemde KKK tespit edilirken, 82 (%44.8) hastada izole KKK olduğu belirlendi. TBY olan hastalar içerisinde, 45 (%44.6) hastanın bilinç düzeyinin normal, GKS’nın 15 olduğu ve herhangi bir fokal nörolojik defisitin olmadığı tespit edildi. En sık yaralanma mekanizmasının, 1.5 metre üzerindeki yükseklikten düşmeler olduğu izlendi. TBY’nin bilinç kaybı (p=0.044) dışında hiçbir klinik parametre ile (kusma, travma sonrası nöbet, uykuya meyil, irritabilite skalp hematomu) arasında istatistiksel anlamlı ilişki olmadığı görüldü. KKK olan hastalarda ise skalp hematomu (p=0.015) ve bilinç kaybı (p=0.052) bulgularının görülmesi istatistiksel olarak anlamlıydı. Sonuç: Elde edilen bulgular, TBY’de nöbet, kusma, letarji, skalp hematomu, irritabilite ve bilinç kaybının hassas belirleyiciler olmadığını destekler niteliktedir. Bilinç kaybı, sadece <2 yaş altı grupta, TBY için risk belirleyici olarak görünmektedir. Skalp hematomu, KKK için potansiyel risk faktörüdür.

2. Kafa yaralanmalarında sonucu belirleyen etkenler
Yıl: 2012 Cilt: 18 Sayı: 2 Sayfa Aralığı: 125 - 132
Veri Tabanı: Fen

AMAÇ Bu çalışmada, yetişkin kafa yaralanmalı (KY) olgularda hasta kayıt sistemimizden elde edilebilen verilerin sonuç üzerine etkisi araştırıldı. GEREÇ VE YÖNTEM Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı ve Yoğun Bakım Ünitelerine yatırılan 356 KY tanılı yetişkin olgunun (308 erkek, 48 kadın; ort. yaş 43,1±18,6 yıl; dağılım 17-87 yaş) kayıtları incelendi. Elde edilen veriler istatistiksel olarak incelendi. BULGULAR Yaş (p=0,012), havayolu tüplenmesi (p<0,001), olay yeri ve acil birimde saptanan Glasgow koma ölçeği değerleri (p<0,001), kümelenmiş sistolik ve diyastolik triküspid annulus değerleri (p<0,001, eşlik eden göğüs (p=0,001) ve karın (p=0,041) yaralanması, anizokori (p=0,001), gözbebeği ışık refleksi (p<0,001), kafatası içi radyolojik bulgulardan subdural kanama (p<0,001), beyin ezilmesi (p=0,006), travmatik subaraknoid kanama (p<0,001), beyin içi kanama (p=0,005) ve beyin ödemi (p<0,001), cerrahi girişim yapılması (p<0,001) ve hastane enfeksiyonu varlığı (p<0,001) verilerinin sonuç üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu saptandı. SONUÇ Kafa yaralanmalarına bağlı ölümlerin azaltılmasında temel amaç kaza oluşumunun azaltılması olmalı, ayrıca ilk girişim ve hastane bakım şartları yaralanmalı olgular için iyileştirilmelidir.

3. The Significance of Laboratory Findings in Post-Traumatic Dementia
Yıl: 2016 Cilt: 33 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 124 - 131
Veri Tabanı: Fen

Giriş: Kafa travma öyküsü olan olgular klinik takipleri boyunca demans kriterlerini karşılayabilirler. Bu duruma posttravmatik demans (PTD) denir. Demans ise klinik şiddetine göre evrelere ayrılır. Bu çalışmada PTD olgularının evreleriyle laboratuar, görüntüleme ve nöropsikolojik testler arasındaki farklılığın saptanması amaçlanmıştır. Method: Hafif, hafif-orta ve orta olmak üzere üç gruba ayrılan PTD olgularının minimental durum testi (MMSE), verbal akıcılık, frontal değerlendirme bataryası (FAB), saat çizme testi (ST), vitamin B12, troid stimulan hormon (TSH), EEG ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) sonuçları dökümante edilmiştir. Veriler SPSS 20.0 paket programı kullanılarak gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hafif evre (n:51), hafif-orta (n:21) ve orta evre (n:19) PTD tanısı almış 3 grubun verileri karşılaştırılmıştır. Verbal akıcılık, FAB, ST, vitamin B12, TSH, EEG, MRG açısından gruplar arasında farklılık gözlenmezken(p>0.05), MMSE açısından gruplar arasında farklılık gözlenmiştir (p:0.01). MRG'de anlamlı farklılık gözlenmemesine rağmen, temporal lezyonu olan hafif evre demans olgularının oranı diğer gruplara göre düşük saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada demans evreleri ile MMSE arasında anlamlı farklılık gözlenmiştir. Ayrıca temporal lezyonu olan hafif evre demans olgularının oranı diğer gruplara göre düşük saptanmıştır. Bu bulgular göz önüne alındığında MMSE ve MRG'nin birlikte kullanımının PTD evrelemesinde rol alabileceği düşünülmüştür

4. Kafa travması nedeniyle tedavi edilen 954 erişkin olgunun retrospektif değerlendirilmesi: Epidemiyolojik çalışma
Yıl: 2011 Cilt: 17 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 46 - 50
Veri Tabanı: Fen

AMAÇ Kafa travmaları, özellikle kentlerde ve genç nüfusta en sık görülen morbidite ve mortalite sebeplerinden biridir. Bu retrospektif çalışmayla, kafa travmaları ile ilgili ülkemiz epidemiyolojik veritabanına katkıda bulunmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM Ocak 2003-Haziran 2008 tarihleri arasında, Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroşirürji kliniğinde tedavi edilen 15 yaş ve üstü 954 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların 721?i (%75,5) erkek, 233?ü (%24,5) kadındı. Hastaların %52,5?i 15-40 yaş arası genç nüfustu. BULGULAR Trafik kazaları (%75) en sık tespit edilen travma nedeniydi. Giriş Glasgow Koma Skoruna (GKS) göre hastaların %48?inde hafif (GKS 13-15), %31?inde orta (GKS 9-12) ve %21?inde ise ağır (GKS 3-8) kafa travması mevcuttu. Hastaların 177?si (%18,5) ameliyat edildi. Yapılan ameliyatlar en sık subdural hematom ve epidural hematom nedeniyleydi. Serimizde mortalite %19,4 (n=185) olarak bulundu. Bu hastaların travma nedeni incelendiğinde, trafik kazaları yine ilk sırada yer almıştır. SONUÇ Kafa travmaları ile ilgili epidemiyolojik çalışma ve verilerin artması, travmanın oluşmadan engellenebilmesi açısından önem taşır. Serimizde, özellikle erkek hakimiyeti, travma sıklığının en yüksek olduğu yaş grupları, travma ve mortalite sebepleri açısından ülkemizde yapılan diğer çalışmalara benzer veriler elde edilmiştir. Ancak, merkez bir hastane olmamız sebebiyle orta ve ağır kafa travmalarının oransal fazlalığı, mortalitemizi de etkilemiştir.

5. Kafa Travmalı Hastalarda Epidemiyolojik Veriler ve Bölgesel Faktörler
Yıl: 2017 Cilt: 7 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 10 - 14
Veri Tabanı: Fen

Amaç Bu çalışmada; Kafa travması nedeniyle acil servise başvuran hastaların demografik verilerini geniş bir olgu sayısıyla değerlendirmeyi, bölgesel faktörleri belirlemeyi ve ülkemizdeki eksik olan epidemiyolojik veri tabanının oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2008-Aralık.2009 tarihleri arasında, 2602 hastanın kayıtları geriye dönük olarak araştırılarak kafa travmalı olgular belirlendi. Kafa travması olan 531 hastanın demografik, radyolojik ve klinik bulguları ile kafa travması etyolojisi, eşlik eden yaralanmaları ve Yaralanma Ciddiyet Skoru'na göre değerlendirilerek bölgesel epidemiyolojik veriler belirlendi. Hastalar Glaskow Koma Skoruna (GKS) göre gruplandırılarak morbitide ve mortaliteye etki eden faktörler analiz edildi. Kafa travması sıklığı % 20,4 (n=531) olarak tespit edildi. .Etyolojik olarak en sık araç içi trafik kazalarının ve yüksekten düşmenin (sırasıyla %29 ve %24,4) akut kafa travmasına sebep olduğu belirlendi. Akut kafa travmalı hastalar GKS skorlarına göre: Hafif (n= 296;%55,8), orta (n=170;%32) ve ağır (n=65;%12,2) olarak gruplandırıldı. Ortalama ISS puanı 12 olarak tespit edilmiştir. Düşük GKS skorlu hastalar mortalite daha fazlaydı. Bulgular:Sonuç:Doğu Anadolu Bölgesi'nde çok sayıda olguyla yapılan bu çalışmanın sonuçları; kafa travmalı olgularda bölgesel faktörlerin epidemiyolojik verilerde etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, Ülkemizin diğer bölgelerinde geniş serilerle yapılacak çalışmalarla birlikte ulusal epidemiyolojik verilerimiz ortaya konmasına katkıda bulunabilir.

6. Bir Devlet hastanesinde bir yıl içinde acil şartlar altında ameliyat edilen kraniyal olguların retrospektif değerlendirilmesi
Yıl: 2015 Cilt: 5 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 8 - 13
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Bitlis Devlet Hastanesinde son yıl bir yıl içinde acil şartlar altnda ameliyat edilen kraniyal olguların retrospektf irdelenmesi Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada Mayıs 2011 - Mayıs 2012 tarihinde sadece acil şartlar altnda kraniyal nedenlerle ameliyat edilen olgular retrospektf olarak değerlendirildi. Kafa travmalarına ek olarak spontan intraserebral hematom, subdural hematom, intraserebellar hematom gibi acil nedenlerle ameliyat edilen olgular çalışmaya dahil edildi. Elektf kraniyal girişimler çalışma dışında tutuldu. Hasta yaşı, cinsiyet, başvuru Glasgow koma skalası (GKS), ameliyat öncesi tanılar ve son durum not edildi. Bulgular: Çalışmaya 78 erkek 30 kadın hasta dahil oldu. 17 hasta travma dışı nedenle ameliyat edil - di. Erkeklerde en sık neden trafk kazası iken kadınlarda en sık neden düşme olarak tespit edildi. En sık acil ameliyat nedeni travmatk epidural hematom idi. Hastaların başvuru esnasındaki GKS de - ğerlerine bakıldığında hastaların %47,2’sinde GKS değeri 8 veya altndaydı. Mortalite oranı %21,3 olarak tespit edildi. Mortalite ile başvuru esnasındaki GKS arasında anlamlı ilişki varlığı saptandı. Sonuç: Nöroşirurji kliniklerinde travma dışı nedenlerle yapılan acil operasyonlar azımsanamayacak bir oranı oluşturmakta ve çalışmamızda olduğu gibi yüksek mortaliteye katkıda bulunmaktadır.

7. SERUM GLİAL FİBRİLER ASİDİK PROTEİN DÜZEYİ, MİNOR KAFA TRAVMALI ÇOCUKLARDA BEYİN TOMOGRAFİSİNE ALTERNATİF OLABİLİR Mİ?
Yıl: 2014 Cilt: 4 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 6 - 12
Veri Tabanı: Fen

ÖZET Amaç: Serum Glial fibriler asidik protein (GFAP) düzeyleri nöron hasarının önemli bir belirteci- dir. Bu çalışmada minor kafa travmalı (MKT) çocuklarda, serum GFAP’ın tanısal etkinliği ve beyin BT’sine alternatif bir tanı yöntemi olup olamayacağının araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Orta ve yüksek riskli minor kafa travması olarak değerlendirilen, travmanın ilk altı saati içinde hastanemiz acil servisine başvuran 0- 6 yaş grubu 63 hasta ve 30 çocuk kontrol grubu çalışmaya alındı. Hastalara beyin BT çekildi. Travmanın 1. ve 3-5. saatlerinde serum GFAP düzeyleri ölçüldü. Bulgular: Hastaların %38.1’inde kusma, %28.6’sında kafa kemiklerinde kırık, %28.6’sında sefal he- matom, %3.2’sinde epidural hematom saptandı. Serum GFAP düzeyi travma grubunda ortalama 2,250 ng/ml, kontrol grubunda ise ortalama 1,775 ng/ml idi. İki grup serum GFAP düzeyleri ara- sında anlamlı farklılık saptanmadı. Serum GFAP düzeyi, travmanın 1. saatinde ortalama 2,141 ng/ ml, 3-5.saatlerinde ise ortalama 3,011 ng/ml olarak saptandı. Birinci saat ile 3-5. saatler arasında alınan serum GFAP düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Sonuç: MKT’li çocuklarda bazen gereksiz beyin BT çekilmektedir. Serum GFAP ölçümü, MKT olgu- larının yönetiminde umut verici gözükmektedir. Çalışmamızda serum GFAP değerleri ile travmatik beyin yaralanması arasında ilişki saptanamamıştır. Ancak daha fazla hasta sayılarıyla yapılan yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bilgisayarlı tomografi; Çocuklar; GFAP; Kırık; Minor kafa travması

8. Effectiveness of GFAP in Determining Neuronal Damage in Rats with Induced Head Trauma
Yıl: 2016 Cilt: 26 Sayı: 6 Sayfa Aralığı: 878 - 889
Veri Tabanı: Fen
9. Evaluation of the necessity of whole-body scan tomography in cases with head trauma
Yıl: 2019 Cilt: 25 Sayı: 6 Sayfa Aralığı: 622 - 627
Veri Tabanı: Fen

BACKGROUND: In our study, we have tried to find out how necessary whole-body computed tomography (WBCT) is to detect other body injuries that may accompany the patients, evaluating head trauma cases with WBCT. METHODS: In our study, we included 198 patients, who were referred to our hospital’s emergency service after head trauma, had brain lesions detected in brain tomography (BT), had no additional examination findings and who underwent WBCT. In this retrospective study, patients’ age, gender, type of lesion in brain CT, Glasgow Coma Scale (GCS) values and WBCT findings were examined. RESULTS: In this study, 85.4% of the patients were male and the average age was 25.7 years. The most common cranial CT findings were fracture, followed by parenchymal bleeding. 67% of the patients’ GCS were below 8. Additional trauma was detected in 78 of the patients (39.4%). The most common additional lesion was the thoracic contusion. The mean age of the patients with cervical injuries determined in CT was significantly high (p<0.05). Statistical significance was determined between cranial fracture, foreign body incidence and thoracic injuries (p<0.05). The incidence of cervical injuries was significantly higher in patients with brain contusion detected in CT (p<0.05). Fracture frequency and presence of additional lesions in WBCT were significantly high (p<0.05). There was no correlation between other cranial lesions and additional injury areas (p>0.05). CONCLUSION: The number of studies evaluating WBCT is high in the literature. However, our study is important concerning that to our knowledge this study is the first study to evaluate the WBCT findings in the head trauma cases without the additional lesions on their bodies. WBCT scan should be recommended in patients whose clinical evaluation could not be completed. WBCT is an important diagnostic tool for the diagnosis of many pathologies, especially for intrathoracic lesions.

10. Acil servise başvuran kafa travması olgularının değerlendirilmesi
Yıl: 2013 Cilt: 38 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 63 - 71
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Bu çalışmada acil servisimize kafa travması nedeniyle başvuran hastaların epidemiyolojik özelliklerini, mortalite ve morbidite oranlarını belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: 01.12.2009 - 31.12.2010 tarihleri arasında acil tıp kliniği’ne kafa travması nedeni ile getirilen, ayaktan ve yatırılarak tedavi edilen 18 yaş üzerindeki hastalar retrospektif olarak irdelenmiştir. Hasta verileri standart veri giriş formuna kaydedilmiş, verilerin istatistiksel analizi SPSS 17.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi p < 0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 39.97±16.66 yıl olan toplam 5200 hasta alınmıştır. Hastaların 4682’si (% 90) acil servisten taburcu edilirken 518’i (% 10) hospitalize edilmiştir. Taburcu edilen hastaların en sık başvuru nedeni düşme (% 41.81) olarak belirlenmiştir. Hospitalize dilen hastaların BBT bulguları incelendiğinde 89 hastada (% 17.2) travmatik subaraknoid kanama (SAK), 201 (% 38.8)’inde normal bulgular saptanmıştır. Kafa travması nedeni ile yatırılan hastaların 75’i (% 14.5) eksitus olmuştur. Sonuç: Acil servise başvuran kafa travmalı olguların çoğu basit travmadır. Dikkatli ve tam bir fizik muayene sonrasında basit tıbbi müdahale ile bu hastalar acil servisten taburcu edilebilir. Hastaneye kafa travmasıyla yatırılan hastalar genellikle erkek olup etyolojide trafik kazalarının ilk sırayı aldığı dikkati çekmiştir. Kafa travmalı olgulara yönelik yapılacak çok merkezli çalışmalar ile travmalarının sosyodemografik özelliklerinin ortaya konulması ülkemize özgü acil travma protokolleri oluşturulması açısından oldukça önemlidir.

11. Analysis of Adult Trauma Patients Admitted to Emergency Department
Yıl: 2015 Cilt: 40 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 569 - 579
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Travma acil servise en yaygın başvuru nedenlerinden birisidir. Bu çalışmada, acil servisimize başvuran erişkin travma hastalarının demografik özellikleri, etyolojileri, mortalite ve morbidite oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Acil servise 01 Mart 2011 ile 31 Ağustos 2011 tarihleri arasında travma ile başvuran 18 yaş üzeri hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hasta muayene kartları, yatış dosyaları ve hastane otomasyon sistemine ICD 10 kodları ile girilen kayıtlar incelenmiştir. Bilgilerine eksiksiz ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Bulgular: Çalışma süresi boyunca 110495 hastanın acil servise başvurduğu ve bunların 13585'inin (%12,29) travmaya bağlı başvuru olduğu belirlenmiştir. Basit ekstremite travması (%38,28) ve düşmenin (%31,7) en yaygın etyolojik nedenler olduğu, hastaların %99,71'inin Glaskow Koma Skalası skorunun 13 ile 15 arasında olduğu tespit edilmiştir. Travmalı hastaların %9,6'sına Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekildiği, bunların %84,5'inin normal olduğu ve en sık Beyin BT çekildiği belirlenmiştir. Hastaların sadece %6'sının hastaneye yatırıldığı, %0,9'unun ise eksitus olduğu görülmüştür. Bayanlarda yüksekten düşmenin, erkeklerde ise trafik kazalarının en sık ölüm nedeni olduğu saptanmıştır. Sonuç: Acil servise basit travma ile başvuran hastaların büyük çoğunluğunun ayrıntılı hikaye ve dikkatli fizik muayene sayesinde taburcu edilebileceği belirlenmiştir. Gereksiz tıbbi tetkikler, zaman kaybı ve para israfı azaltılmalıdır. Bu yolla ağır hastalara daha fazla zaman ve işgücü ayrılabilir.

12. Acil Serviste Kafa Travmalı Olgu Yönetimi
Yıl: 2019 Cilt: 26 Sayı: 1 Sayfa Aralığı: 128 - 134
Veri Tabanı: Fen

Acil servislerde bazı durumlarda anamnez ve fizik muayene net olarak değerlendirilebilmesi oldukça zordur. Travma sebebiyle başvuran hastalar bilinç bozukluğu, yakınlarının olmaması, iletişim problemleri gibi nedenler ile sorgulanamamakta ve tam bir fizik muayene yapılamamaktadır. Bu nedenle, acil servise başvuran kafa travmalı hastalarda çoğu hekim eşlik eden yaralanmaları atlayabilmektedir. Bu durum kafa travmalı olguların mortalite ve morbiditesinin artmasına yol açmaktadır. Tüm vücut bilgisayarlı tomografi (TVBT) klinik değerlendirilmesi tam yapılamayan hastalarda önerilebilir.

13. Kafa Travması Nedeni ile Ameliyat Edilen 226 Hastanın Retrospektif Değerlendirilmesi: Epidemiyolojik Çalışma
Yıl: 2015 Cilt: 13 Sayı: 3 Sayfa Aralığı: 128 - 130
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Kafa travmaları, özellikle kentlerde ve genç nüfusta en sık görülen morbidite ve mortalite sebeplerinden biridir. Bu retrospektif çalışmayla, kafa travmaları ile ilgili ülkemiz epidemiyolojik veritabanına katkıda bulunmayı amaçladık. Materyal ve Metod: Mayıs 2013-Eylül 2015 tarihleri arasında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde Nöroşirürji kliniğinde tedavi ameliyat edilen 226 hasta retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya 185 erkek 41 kadın hasta dahil oldu. Kafa travmasının en sık nedeni düşmeler olarak tesbit edildi. En sık acil ameliyat nedeni travmatik epidural hematom idi. Mortalite oranı %21,3 olarak tespit edildi. Mortalite ile akut subdural hematom arasında anlamlı ilişki varlığı saptandı. Sonuç: Nöroşirurji kliniklerinde travma dışı nedenlerle yapılan acil operasyonlar azımsanamayacak bir oranı oluşturmakta ve çalışmamızda olduğu gibi yüksek mortaliteye katkıda bulunmaktadır

14. Demographic characteristics, surgical approaches and outcomes of 1872 patients with head trauma
Yıl: 2014 Cilt: 21 Sayı: 4 Sayfa Aralığı: 128 - 133
Veri Tabanı: Fen

Amaç: Beyin cerrahisi acillerinde kafa travmaları önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada, ülkedeki epidemiyolojik çalışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu çalışmada, Ocak-2006 ile Ocak 2012 yılları arasında acil serviste görülmüş 1872 hasta yaş, cinsiyet, travma etyolojisi, geliş Glasgow Koma Skoru (GKS), travmanın oluş şekli, komplikasyonlar, hastanede kalış süresi ve Glasgow Çıkış Skoru (GCS) açısından geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalamasının 28 olduğu ve çoğunluğu erkek hastaların (%67) oluşturduğu bulunmuştur. Etyolojide en sık neden trafik kazalarıdır (%48). Hastaların %95’inde geliş GKS’u 8 ve üzerindedir. Hastaların %36’si hastaneye yatırılmış ve bu yatışların çoğunluğu (414 hasta- 2362) beyin cerrahi servisine olmuştur. Opere edilen hastaların oranı %23’tür. Cerrahi girişimlerin çoğu epidural kanama (%33) ve çökme kırığı (%33) nedeni ile uygulanmıştır. Sonuç: Kafa travmalarının çoğunluğunu trafik kazaları ile görülen hafif kafa travmaları oluşturmaktadır. Aynı zamanda ölümcül kafa travmaları da trafik kazalarına bağlı oluşmaktadır. Önlemlerin arttırılması gerekmektedir. Halkın eğitiminin ve aydınlatılmasının tam sağlanamadığı görülmektedir.

Arama Sonuçlarını Kaydet


TÜBİTAK ULAKBİM Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi Cahit Arf Bilgi Merkezi © 2019 Tüm Hakları Saklıdır.